• Anasayfa
  • Gümüşhane
  • Şiran
  • Kelkit
  • Torul
  • Kürtün
  • Köse
  • Video
  • Hakkımızda
  • Iletisim

Tue09302014

Last update07:22:58 AM GMT

Back Şiran

Şiran

Özcan Yeniçeri'den Basın Açıklaması

  • PDF

Özcan Yeniçeri'den Basın Açıklaması

 Basın açıklaması aşağıdaki şekilde;


            MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin 18.11.2013 Tarihinde Barzani, Erdoğan ve Diyarbakır Seyahati Konusunda Yaptığı Basın Toplantısının Metnidir

             Bölünmeyi Öcalan’la Açmak Barzani’yle Taçlandırmak

            Barzani, Şivan Perver ile birlikte Diyarbakır’a geldi. Toplu nikâh törenleri kıyıldı. Görüşmeler ve konuşmalar yapıldı. Bütün bunlar, uzun süredir İmralı’yla sürdürülen görüşmeler konusunda karşılaşılan sıkıntıların ardından gerçekleşti.

            Barzani gelmeden Türkiye kamuoyu ve medyasının hazırlanması için büyük bir kamu diplomasisi yürütülmüş bu bağlamda da Diyarbakır meydanından Atatürk’ün "Ne mutlu Türküm Diyene" sözleri sökülmüştür.

            Bu durum, AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın Barzani’yle ilişkilere verdiği önemin göstergesidir.

            Yerel seçimlerin yaklaştığı, İmralı’nın Kuzey Suriye üzerinden “stratejik” taleplerde bulunduğu bir süreçte Barzani’nin Diyarbakır’a çağrılması bu bakımdan dikkat çekicidir. Mısır ve Suriye’de devre dışı kalan, İmralı’yla ilişkileri gerginleşen AKP’nin bunu Barzani ve Maliki ekseniyle telafi etmeye çalıştığı anlaşılıyor.

            Tayyip Erdoğan’ın 21 Martta Diyarbakır’da Öcalan’la başlattığı açılımı Barzani’yle “taçlandırmaya” çalıştığı görülüyor.

Görüşme Yeri Olarak Diyarbakır’ın Seçilmesi Manidardır!

Yalçın Akdoğan’a göre Diyarbakır'da bir Türkiye şehridir, bunu başka bir yere çekmemek gerekiyor. Oysa Diyarbakır’a çok farklı bir anlam yükleyen iktidarın bizzat kendisidir.

O Diyarbakır ki, orada hükümetin gözetim ve denetimi altında “Kuzey Kürdistan” adı altında konferansı toplanmıştı.

Bebek katili Öcalan’ın Nevruz mesajı Diyarbakır’da halka okunmuştur.

Paris’te öldürülen ve Diyarbakırlı olmayan üç terörist için de Diyarbakır’da gövde gösterili tören düzenlenmişti.

Yine Recep Tayyip Erdoğan  "İnşallah BOP gerçekleşir ve Diyarbakır BOP'un parlayan yıldızı olur" diyerek Diyarbakır’a özel bir anlam yüklemiştir.

Mesut Yılmaz AB’nin yolunun “Diyarbakır’dan geçtiğini” söylemişti.

Erdoğan/Barzani buluşmasını Diyarbakır’da yapmanın bir yerlere mesaj vermek anlamına geldiği açıktır. Bu bakımdan Barzani’nin Diyarbakır’a davet edilmesi manidardır.

            Genel Af Süreci!

            Bölgeden bu görüşmeler öncesi ve sırasında yansıyan görüntüler ile ifade edilen sözler ise son derece ilginçtir.

            Nikâh töreni sırasında Barzani ve Erdoğan’ın başlarına konfeti yağmıştı. Tayyip Erdoğan önce kendi üzerine sonra da Barzani’nin üzerine dökülen konfetileri temizledi. Erdoğan’ın Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani için ziyaret sırasında söyledikleri de dikkat çekiciydi. Erdoğan “Allah'a dine İslam dininin önderine inanmış Müslüman milletinde nasıl ki doğruluk dürüstlük ve sadakat varsa bütün bu özellikler Molla Mustafa Barzani’de de vardır” dedi.

            Tayyip Erdoğan’ın baba Barzani’yle ilgili sözleri bölgede uzun yıllardır yaşananlara bakışını da özetler nitelikte olduğu için önem taşımaktadır.

Başbakan Erdoğan “Yeni süreçte Diyarbakır'ın hakem” olmasını istemesi ilginçti. Böylece Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’a süreç ile ilgili özel bir misyon ve anlam yüklemiş olmaktadır. Yine Tayyip Erdoğan "Dağdakilerin indiğini cezaevlerinin boşaldığını 76 milyonun kucaklaştığını göreceğiz" dedi ki, bunun da PKK/KCK ve bilumum bölücü unsurlar için genel af anlamına geldiği de açıktır. Bu sözler ‘rüşvet-i kelam’ türünden edilmiş sözler değilse seçim öncesi bir genel affın kapıda olduğu söylenebilir.

Atalay, Başbakan’ın bu sözlerine şöyle bir açıklama getirdi. ‘Çözüm sürecinin özü şu; terörbitecek, silahlar teslim edilecek, ondan sonra siyaset grubu gerekeni yapacak. Siyaset grubunun gerekeni yapması boyutunda eve dönüşler, siyasete katılma, cezaevlerinin durumu, daha doğrusu içerde ve dışarıdaki terörle ilgili unsurların, o insanların hayata kazandırılması, evlerine dönüşü, rehabilitasyonu her şey bunun içinde’.

Önce silahsız sınır dışına çekilmeye karşı çıkan, sonra da çekilmeyi tamamen durduran terör örgütünün silah bırakmasını, terörden vaz geçmesini ve dağdan inmesini beklemek AKP’ye has bir saflık örneği olsa gerek.

Barzani Artı Erdoğan Kürdistan

Diğer yandan Tayyip Erdoğan’ın Barzani'yi selamlarken “Kürdistan” ifadesini kullanması ciddi bir mesajdır. Beşir Atalay, "Kürdistan kelimesini kullanıp kullanmamayı tartıştık ve bugün kullanıldı" dedi ve “bugün burada hepsi kullanıldı, bütün sınırları aşıp gidiyoruz, çözüm süreci yürüyor” diye ilave etti. Bu mantığa göre “Bağımsız Birleşik Kürdistan” denilmiş olsa bölge tümüyle rahatlayacak ve çözüm süreci gerçek misyonu olan çözülmeyi tamamlamış olacaktır.

Başbakanın şimdiye kadar "Kuzey Irak Yerel Yönetimi" tabirini kullanırken
şimdi "Kürdistan'dan" söz etmesi bu bölgenin adım adım bağımsız bir devlete
dönüştürülmesi çabalarına AKP’nin de destek olabileceği, hiç değilse karşı çıkmayacağı izlenimi uyandırmıştır.

Başbakan Erdoğan’ın bölgenin “yüz yıl önce cetvelle sınırlarının çizildiği”ne işaret ederek, ortak geleceğin sınırlarla çizilemeyeceğine vurgu yapması da mevcut sınırların tanınmadığı anlamına gelmektedir. Bölgede mevcut sınırlardan birisi de Türkiye Cumhuriyeti’nindir. TC’nin Başbakanı ‘ortak gelecek sınır kabul etmez’, diyor. Barzani’nin de aynı duyguları taşıdığı biliniyor.

Barzani’nin Rüyası

Barzani daha birkaç yıl önce Türkiye’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarına düzenlediği hava saldırıları devam ederse “artık sessiz kalmayacağız” demiştir. Mesut Barzani, Türkiye’nin sorununun“PKK veya Kerkük olmadığını sadece ve sadece Kürt Halkının varlığı” olduğunu söylemiş birisidir.

AKP’nin yere göğe sığdıramadığı Barzani’nin açıkça “Eğer Türkler Kerkük’e müdahale ederlerse biz de Türkiye’nin güneydoğusuna müdahale ederek karşılık veririz. Biz de Diyarbakır’ın ve diğer kentlerin içişlerine karışırız” dediği hafızalardan silinmiş değildir. Barzani’nin PKK’yı nasıl gördüğü de şu sözleri arasında vardır: “PKK ile bir daha savaşmayacağız. Kendi ulusal kültürel haklarını isteyen bir Kürt guruba karşı silahlı eyleme kalkışmayacağız”.

Barzani de tıpkı Başbakan Erdoğan gibi Kürtlerin ortak geleceği için sınır kabul etmiyor. Bir süre önce Barzani’yle ilgili olarak şunlar ifade edilmişti. Kürdistan'ın dört parçasını kapsayan büyük Kürdistan gece gündüz onun hayallerini süslüyor. O, büyük Kürdistan'ın hesabını yapıyor. Barzani'nin rüyası Türklerin, Arapların ve Farsların kâbusudur. Barzani daha şimdiden kendi rüyasından söz ediyor ki, Türkler, Araplar ve Farslar onun rüyasına alışsınlar. Eline fırsat geçtiği ve dünya konjonktürü uygun olduğu an, o rüyasının gerçekleştirilmesini talep edecek".

Barzani, Erbil’de Türkiye’nin 21 ilini Kürdistan olarak gösteren bir haritanın önünde oturmaktadır.

Barzani, kendisine yöneltilen  "Büyük Kürdistan için, Kürdistan'ın diğer parçaları için de çalışacak mısınız?"  sorusuna "Kürt halkı tek bir millet, tek bir ulustur. Fırsat bulduğum ve gücümün yettiği her yerde, kendi milletim, ulusum ve kardeşlerim için çalışacağım” diyor.

Barzani Kürt derken de bunu dini ya da etnik temelde değerlendirmiyor.  O. Kürt halkını “tek bir millet, tek bir ulustur” diyerek birleştiriyor.

Bütün bunları yok sayarak Barzani’yle bu tür ilişki içine girmek AKP’ye özgü bir davranış biçimidir.

Barzani’nin Taçlandırdığı Süreç

Başbakan Erdoğan Barzani’yi Diyarbakır’a “çözüm sürecini taçlandırmak” için davet ettiğini söylemişti. Yalçın Akdoğan da buna paralel bir açıklama yaparak: "Mesut Barzani'nin burada özgül bir ağırlığı var. Bölgede sempati ile karşılanan bir isim, bölgede de birçok kişi tarafından iyi karşılanmaktadır”.

Barzani/Erdoğan buluşmasının –diğer faktörler bir yana- çözüm süreci için gerçekleştirildiği anlaşılıyor.

AKP’nin "çözüm” diye pazarladığı süreç, her şey bir yana, Türkiye'nin bir iç meselesidir. Böyle bir konuda Barzani'den destek istenmesi onun Türkiye'nin bir iç meselesine karışmaya davet edilmesi anlamına gelmektedir. Bölge halkına ve dünya kamuoyuna böyle bir görüntü verilmiş olmaktadır.

Barzani'nin Diyarbakır'a Peşmerge üniformasıyla gelmesi de ilginçtir. Bu kıyafet onun bağımsız bir silahlı kuvvetin komutanı olduğunun simgelemektedir.

Türkiye’nin seçim sürecine girdiği Barzani’nin de PKK/PYD ikilisiyle ilişkisinin en kötü olduğu bir zamanda bu görüşmenin gerçekleştirilmiş olması da bir başka dikkat çekici husustur. Bu şartlar altında Erdoğan/Barzani ikilisinin Diyarbakır buluşmasının çözüm denilen sürece nasıl bir katkısının olacağını önümüzdeki günler ortaya çıkacaktır.

Bu arada Barzani’nin Diyarbakır ziyareti öncesi PKK’nın Nusaybin saldırısı da dikkatle not edilmesi gereken bir gelişmedir.

AKP iktidarı her şeyi çözüm ya da barış denilen süreçle ilişkilendirildiğine göre, öncelikle bu sürecin geldiği aşamaya bir bakmak gerekir.

Bunu şu kriterlere göre değerlendirmek mümkündür.

Çözüm sürecini başladığından bu yana PKK’nın, eylem ve şiddet kapasitesi azaldı mı, arttı mı? 

Çözüm süreciyle birlikte PKK’ya katılımlar azaldı mı, arttı mı?

- Teröristlerin sınır ötesine çekilmesi hangi ölçüde gerçekleşti?

- PKK bölge halkından, Çözüm Süreci öncesinde mi, yoksa bugün mü daha fazla destek görmektedir?

Bu ve buna benzer sorulara sözüm ona çözüm adına olumlu cevap vermek mümkün değildir.

Aslında AKP Hükümeti, PKK’ya paket üstüne paket hazırlarken PKK da “merkezi komutanlık”, “profesyonel gerilla” gibi hazırlıklar yaptığını cümle aleme duyurmuştu.

Tayyip Erdoğan, hükümetine bir zamanlar alenen küfür eden Osman Baydemir’i makamında ziyaret ederken, Baydemir’in nikah törenine gelmemiş ya da gelememiş olmasını birileri anlamalıdır.

Cenazeler Gelmiyor Söylemi!

            Bugün yalnız cenazeler gelmiyor ama bölgede PKK’nın otoritesi de giderek daha fazla taban buluyor ve kökleşiyor. PKK örgüt otoritesini her alanda güçlendiriyor. PKK yalnız “asayiş birlikleri”, “paralel devlet” örgütlenmesi yapmıyor aynı zamanda haraç toplayan “mali” üniteleriyle değil her alanda bölgede sessiz ve derin bir hâkimiyet kurmaya çalışan bir örgüt haline geliyor.  PKK, Devlete “karakol yapma”korucuları dağıt, baraj yapma, şehirlerdeki kitle ayaklanmasıyla görevli yapılar olan KCK’lıları tanı diyor. Daha açıkçası PKK, devlete ‘örgüt terör yeteneğini geliştirsin buna dokunma’ diyor. AKP ise “süreç zarar görmesin” diye bölgede olan bitene ses çıkarmıyor.

            Gençler ölmüyor ama devlet otoritesi örseleniyor. PKK silahlarıyla, eğitimiyle, kamplarıyla, gümrük kapılarıyla devletleşiyor.

Bugün gelmeyen ölümlerin yarın talepler yerine getirilmeyince daha da büyümesi halinde AKP hükümetinin bu defa hangi gerekçeye sığınacağını doğrusu kamuoyu merak ediyor. AKP, PKK’yı daha büyük bir tehdit haline getirmiştir. Suriye’deki gelişmeler bunun kanıtıdır.

KCK Kongragel’in tutum belgesinde ise aslında her şeyi özetlenmiştir.

            Tutum belgesinin 6. Maddesi “çeşitli güçlerden gelebilecek saldırılar karşısında aktif savunmaya hazırlıklı olması…” gerektiğini yazıyor. Çekilmeye nasıl bir anlam yüklediklerini ise şöyle açıklıyorlar: “Kürdistan’da gerilla güçlerinin ‘Medya Savunma Alanları’na planlı ve kademeli bir şekilde geri çekilmesi…” olarak tanımlıyorlar.

            “Hükümet üzerinde siyasal baskı oluşturmak üzere halk serhildanları temelinde tüm toplumsal dinamiklerin harekete geçirilmesi…Bütün Türkiye genelinde…Yoğun bir eylem ve örgütlenme çalışması içinde olunması…”

Kaldı ki “çözüm süreci”nde AKP iktidarının muhatap aldığı terörist odaklar “çekilme durduruldu”, “süreç tıkandı”, “sürecin sırat köprüsünde”, “demokratikleşme paketi sürecin bittiğinin deklarasyonudur” şeklinde açıklamalar yapmışlardır.

Çözüm sürecinin gerçek muhatabı terör örgütüydü. Terör örgütü de çözüm/çekilme sürecinin bittiğini açıklamış bulunmaktadır. AKP bu durumu kamuoyundan saklıyor.

AKP, “çözüm süreci”nde PKK ile içine düşürdüğü çıkmazdan kurtulmak için Öcalan yerine bu defa Barzani’nin “özgül ağırlığından” yararlanmaya çalışıyor.

Tayyip Erdoğan, Barzani/Perwer üzerinden yerel seçimler için Güneydoğu’da seçim mesajı veriyor. Barzani, üzerinde “ağırlığı” olduğu aşiretlere AKP’nin desteklenmesi için işaret vermiş olmaktadır.

 Tayyip Erdoğan, AKP’ye oy devşirmek uğruna Barzani’yi bölgede daha da güçlendirecek adımlar atıyor. AKP, güçlendirilmiş Barzani’nin Türkiye’nin başına ne tür gaileler açacağının hesabını ise yapmıyor.

AKP’nin Çarpık Zihniyeti

Başbakan Erdoğan, 12 Eylül cuntasının astığı Mustafa Pehlivanoğlu adlı ülkücünün mektubunu okuyarak gözyaşı dökmüştü. Tayyip Erdoğan gelinen aşamada bu defa da Ahmet Kaya’nın yurt dışında ölmesinden söz ederek insanların acıma duygularını siyasi amaçları için sömürmektedir.

O, Ahmet Kaya ki Türkiye’den kaçarken yanında ne getirdiği sorulduğunda “Arabam şerefsizlerin ülkesinde kaldı” demişti. Paris’teki bir konserine girilen kapıya “Türkler ve köpekler giremez” tabelasını, yine Ahmet Kaya astırmıştır. Bu adam, Berlin ve Münih’te bebek katili Apo’nun posterinin altında sahneye çıkmıştır.

İşte Ahmet Kaya’nın muhtelif şarkılarından bir kaç mısra: “Kafama sıkar giderim”, “Mavzerlere sarılan ellerimi Zincirlere vur güçün yeterse”, “Dağlardan hesap sorulmaz”, “Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun”, “Tabancamı unutmuşum helada”, “Dağlarda Ölmek İsterim”, “Hastır çeker yılan bana”.

Dağ, şiddet, mavzer ve tabanca içerikli bu şarkıların terörist odaklara yakıt sağlamaktan başka hangi sanata hizmet ettiğini birilerinin açıklaması gerekmektedir.

Başbakanın öve öve bitiremediği, Cumhurbaşkanının ise ödüle layık gördüğü şahıs işte budur. Devletin birliği ve milletin bütünlüğü birilerinin siyasi geleceğine alet edilmemelidir.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Ahmet Kaya’ya ödül verilmesi konusunu, başında bulunduğu devlet ve millet adına yeniden gözden geçirmeye davet ediyorum!

AKP zihniyeti, millete hakaret eden bu şahsa övgü ve ödül vermekte de hiçbir sakınca görmemiştir.

Vatandaşa hakaret eden bir bürokrat valilik makamında tutulmakta, millete “şerefsiz” diyen şahıs en yüksek makamdan ödül almakta, hükümete alenen küfür eden belediye başkanına, makamında onur vermekte beis görmeyen bir iktidarla Türkiye karşı karşıyadır. Bu millet bu iktidara layık değildir.

Bir zamanlar demokratik açılım için ABD’li Kevin Costner’den medet umanlar şimdilerde de Şivan ya da Tatlıses gibilerden yardım beklemektedirler. Ne diyelim “denize düşen yılana sarılır”.

Bütün bunlar alenen ve kamuoyunun önünde gerçekleşmektedir. Türk Milleti, onuruna yönelik bu saldırılara herhalde gerekli karşılığı verecektir.

 

 

Şiran’da 1000 Kişiye Aşure Dağıtıldı

  • PDF

Şiran MHP Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, Muharrem ayı dolayısıyla 1000 kişiye aşure dağıttı.

Merkez cami, Tekke Cami ve Esentepe Cami önünde kurulan dağıtım noktalarının başına geçerek vatandaşlara aşure ikram eden Şiran Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, Muharrem ayının dostluk ve kardeşlik duygularının pekiştiği bir ay olduğunu söyledi.

Her yıl Muharrem ayında Cuma Namazı ardından geleneksel olarak dağıtılan aşurenin kardeşlik ve barışa hizmet etmesini istediklerini ifade eden Yeniçeri, "Muharrem ayı dolayısıyla Türk İslam geleneğinde önemli bir yer teşkil eden aşure, insanlık tarihi kadar eski bir gelenektir. Aşure gününün ruhunda kardeşliğin, birliğin, sevginin, anlayışın ve hoşgörünün anlamı saklıdır. Biz de her yıl Muharrem ayının başında, bu geleneği yaşatıp vatandaşlara aşure dağıtıyoruz. Aşure bizlerin ortak değeri. Toplumsal barışın ve kardeşliğin sağlam temellere oturması dileğiyle tüm vatandaşlarımızın Hicri yılbaşını ve Muharrem ayını kutluyorum" diye konuştu.

Cuma Namazı çıkışı Merkez Cami önünde gerçekleştirilen etkinliğe İlçe Kaymakamı Murat Özdemir,  MHP Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen aşure dağıtım etkinliğinde, aşure kazanlarının önünde uzun kuyruklar oluştu.

ŞİRAN İMAM HATİP OKULLARI DERNEĞİNDEN ÖRNEK ÇALIŞMA

  • PDF

Şiran İmam Hatip Okulları Derneği çalışmalarına devam ediyor.

Yaklaşık bir yıl önce kurulan ve amacı İmam Hatip okulları öğrencilerinin maddi, manevi acıdan desteklemek olan İmam Hatip okulları derneği örnek çalışmalarıyla takdir topluyor.

Kış aylarının yaklaşması sebebiyle İmam Hatip ortaokulu öğrencilerinin tamamına ve İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin bir kısmına İmam Hatip Derneği ve Anadolu Gençlik Derneğinin ortak çalışmasıyla kışlık bot dağıtıldı.

Dernek başkanı Vedat Kılıç’tan aldığımız bilgiye göre okulların açılması ile öğrencilerimizin tamamının kırtasiye malzemelerini, kışlık botlarını ve öğrenci formalarının bir kısmını karşıladıklarını bildirdi. Kılıç; ayrıca öğrenciler için çeşitli etkinlikler düzenleyeceklerini, bu etkinliklerle öğrencilerin okullarına daha fazla adapte olacaklarını ve bizim için değeli olduklarını anlayacaklar dedi. Ayrıca derneğimizin faaliyetlerinde bizim en büyük destekçilerimiz olan İmam Hatip arkadaşlarımıza, hayırsever vatandaşlarımıza ve Anadolu Gençlik Derneğimize teşekkür ediyoruz, dedi.

Kadir Yıldız; Şiran’ın Ana Problemi Göçtür

  • PDF

AK Parti belediye başkan adayı Kadir Yıldız Gümüşkoza Gazetesine yaptığı röportajında önemli açıklamalarda bulundu. Yıldız sorulara şu şekilde cevap verdi;

Neden Belediye Başkanlığı İçin Aday Oldunuz?

Şiran doğumluyum 2001 yılında AK Partide Şiran kurucu başkanlığı için liste verdik ancak olmadı, siyasete milli görüş çizgisi içerisinde devam ettik.11 yıl Saadet Partisi teşkilat başkanlığı yaptım.

Size göre Şiran’ın şu andaki en büyük sorunu nedir, projeleriniz var mı?

Adaylığımız netleştikten sonra projelerimizi paylaşacağız. Ana problemimiz hem ilçenin hem bölgenin ana problemi göç, Şiran’daki göçün ana sebebi bize göre Şiran’ın şehirleşme problemidir. Bu şehirleşme probleminin altında belediyeler vardır. Yani belediyeler makul bir şehirleşme trendi ortaya koyabilselerdi, iskan problemini çözmüş olsalardı, bu sadece son donem belediyesinin problemi de değil. Şiran’ın 40- 50 yıllık problemi Şiran 50 yıl önce bölgenin çekim gücü idi, ticaret ve hayvan pazarı bölgenin ana pazarı idi. Böyle bir ticari hacmi vardı ve dışardan göç alıyordu, ben bir dönem belediye meclis üyeliği yaptım 1999-2004 arası o zamanda ısraren mücavir alanlarındaki imar uygulamasının genişletilmesi gerektiğini 18 uygulamasını aktif bir hale getirilip ilçenin iskan problemini ve ucuz arsa üretimini noktasında ilçenin bir çalışma yapması gerektiğini, bu ucuz arsa üretiminin köyden Şiran’ın köylerinden dışarıya giden nüfusu ilçe merkezine yönlendireceğini bunu biz öngördük ve misal olaraktan Kelkit’i gösterdik. Kelkit bizim 20 yıldır Şiran da verdiğimiz mücadeleyi uyguladı. Biz eksiklikleri gördüğümüz için bu göreve talip oluyoruz.

AK Partinin iki tane aday adayı var. Şansınız nedir?

Şu anda adaylık süreci netleşmediği için adaylığınızın netleşmesi nedir diye sorarsanız buna vereceğim her türlü cevap spekülasyon olur ama şunu söylerim açık ve net biz siyasette yeni değiliz. Benim 25 yıllık bir siyasi geçmişim var. Bu hareketin içinden yoğrularak geliyorum. Kadir Yıldız belediye başkanı olduğu zaman Şiran’da seçimi farklı alacaktır. Şu anda sayın başbakan kendi kotlarına dönerken bir iddiası daha var 2023 vizyonuna göre hareket ediyor. Ehliyetli, liyakatli, maneviyatı kendiliğinden olan adaylarla 10 yıllık periyodu götürmeye çalışıyor. Biz bunu algıladığımız için aslında esasen tekrar AK Partide siyaset yapmamız gerektiğini hissettik. AK Parti burada hizmet etmiş altyapı problemlerini çözmüştür. AK Partini Şiran da belediye kaybetme olasılığı yok.

Şiran halkına vereceğiniz bir mesaj var mı?

Şiran halkı beni 2004 seçimlerinden tanıyor meclis üyesi olduğum için bir dönem benim belediye içerisinde verdiğim mücadeleyi de herkes biliyor. Biz mevzuata hakimiz, belediye başkanı burada sosyal bir makamdır ve ortasına sınıf bir iktidarı gerektirir. Halkın içinden tabanından gelen bir iktidarı tabandan gelen bir siyasi düşüncenin burada iktidar olması gerekir. Şiran manevi kodları olan bir memlekettir. Şiran Hacı Mustafa efendinin yurdudur, o şekliyle baktığımız zaman Şiran bizim gözümüzde faklıdır. İlçeye hizmet etmek bizim için ibadettir. Onun için böyle bir göreve talip olduk.

Mithat Paşa İlkokulunda Kermes

  • PDF

Şiran ‘Mithat Paşa İlkokulu’ okul aile birliği tarafından okul bahçesinde kermes açıldı. Şiran Mithat Paşa İlkokulu okul aile birliği tarafından açılan kermes vatandaşlar tarafından oldukça fazla ilgi gördü. Özellikle her zaman yapılmayan ve yöreye özgü tatların bulunması kermese katılan vatandaşlar tarafından yoğun ilgi ile karşılandı.

Şiran Mithat Paşa İlkokulu okul aile birliği tarafından yapılan açıklamada “ Amacımız okulumuza gelir elde etmek bu amaçla öğrenci velileri evlerinde kendi elleriyle yaptıkları yiyecekleri okul bahçesinde düzenlenen kermesle satarak okul bütçesine katkıda bulundular. Okul öğrenci velileri başta olmaz üzere kermesimize ilgi gösteren vatandaşlarımıza çok teşekkür ederiz ”dediler.

Kurt, Yarışta Bende Varım Dedi

  • PDF

 

AK Parti’den Yeni bir İl Genel Meclis Üyesi aday adaylığını açıkladı. İlçemiz Akbulak köyü doğumlu olan Yusuf Şakir Kurt, İl Genel Meclisi üyeliği için AK Parti’den aday adayı oldu.


Dosyasını AK Parti ilçe yönetimine teslim ettikten sonra açıklama yapan Kurt, “1975 Şiran Akbulak Köyü doğumluyum İlk, ortaokul ve lise eğitimini Şiran’da aldıktan sonra, Dumlupınar Üniversitesi İ.İ.B.F. Kamu Yönetim bölümünden şeref öğrencisi olarak mezun oldum. Çeşitli şirketlerde koordinatör ve müdürlükler yaptım. İlçeme ekonomik ve istihdama yönelik katkı sunmak düşüncesi ile Ankara’daki şirket merkezlerimi Şiran’a taşıdım, Adalet ve Kalkınma Partisinin ülkemize açtığı hizmet vizyonuna Şiran’dan katkı sağlamak için il genel meclis üyeliğine aday adaylığı müracaatında bulundum. Tüm aday adayı arkadaşlarıma başarılar diliyorum” dedi.


Son başvuruyla beraber İl Genel Meclis Üyeliğine başvuru yapan aday adayları beşe çıktı.

Şiran'da Vatandaşa Aşure Dağıtıldı

  • PDF

İlçemizde Belediye Başkanlığı tarafından İslam aleminin en önemli günlerinden olan Muharrem ayının 10.gününde vatandaşa aşure dağıtıldı. İlçe meydanında ki Atatürk büstü önünde gerçekleştirilen etkinliğe İlçe Kaymakamı Murat Özdemir, Belediye Başkanı Yavuz Altıparmak, MHP Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Her yıl geleneksel olarak Muharrem ayının 10.gününde ilçede aşure dağıttıklarını ifade eden Belediye Başkanı Yavuz Altıparmak, böle bir etkinliğin olmasının kendilerini sevindirdiğini belirterek,  düzenledikleri etkinlikte bu ayın ruhuna uygun bir şekilde vatandaşların bir araya gelmesi ve kaynaşmasını hedeflediklerini söyledi.

ŞİRAN’DA SEÇİMLERE DAİR…..

  • PDF

2014’te yapılacak olan yerel seçimler yaklaştıkça Şiran’da hava şimdilik sakin gidiyor. Bu mevsimde havaların günlük güneşliğine tenasüp içinde olan siyasette de sükûnet hâkim. Bu sükûnet fırtına öncesinin bir habercimisi ki, acaba? Hani atalarımız derki, “Yumuşak huylu atın tekmesi yavuz olur”, “Adamın yere bakanından, suyun sessiz akanından kork.” Yani bu sakinliğin ve sessizliğin arkasından farklı, hareketli olayların yaşanması muhtemel midir ki? Ancak gelişebilecek farklı ve hareketli olayların olumsuzluğundan daha ziyade güzelliklerin yaşanmasıdır. Yani bu sessizliğin arkasından güzelliklerin, hoşlukların yaşanması da farklılık ve harekettir. Dilek ve temennilerimizde bu yöndedir. Ne var ki, önceki yıllarda öylemi idi ki? Daha seçimlere 1 yıl kala seçim atmosferine girilir ve siyaset kazanları kaynatılmaya başlanırdı. Kendi seçim dönemimden hatırlıyorum 6 ay kala aday olduğumda genç kaldığım söyleniyordu. Şimdilere bakıyorum da….

Bunun nedenini, beklentilerin azalmasın daha ziyade 11 yıllık iktidar Türk Milletini, her alanda olduğu gibi siyasette de atalete sevk etmiş ve üzerine ölü toprağı serpmiştir adeta.  Çünkü bu 11 yıllık zaman içinde tek parti iktidarının her şeyde önce “ben” zihniyetli uydu siyaseti; siyasetin çap ve boyut açısından değişime uğratılarak deforme olması sağlanmış ve kamuoyunda oluşturulan sanal gücün gerçekmiş gibi insanların beynine zerk edilmesiyle de toplumun vücut kimyası bozulmuştur. Dolayısıyla insanlarımızın var olmanın ideallerinden ve değerlerinden uzaklaştırılmasıyla da hizmete talip olma melekeleri dumura uğratılmıştır. Ve kurtuluşun, sadece iktidar partisinin paçalarına sarılmakta olabileceği gibi çarpık zihniyetin oluşmasında aranmıştır. Ve dahi, insanlarımız en kısa zamanda, çalışmadan nasıl köşe dönerizin hafifliği içine sürüklenmiştir. Daha vahimi ise insanlarımız, dini inancımız İslam’da da olmayan “kula kul olma” haline getirilmiştir. Benden değilsin(i) geçtik “bana kulluk yapmıyorsan” her şeyden mahrum duruma getirilmekten öte sana yapılacak her türlü tacizde mubahtır gibi hallerin yaşanır olmasına tanıklık ediyoruz artık. Hal böyle olunca da insanların mücadele azminin kırılmış ve bunun tabii sonucu olarak ta genç nüfusa sahip olan ülkemizin her alanda olduğu gibi siyasette de durağanlaşması kaçınılmaz olmuştur.

İşte bu ahval ve şeraitin oluşması ile de sürpriz olabilecek bir şeyi açıkçası beklenmemekle birlikte “sürpriz” olarak karşımıza mevcut belediye başkanı varken aynı partiden aday adayların çıkması ve bununda kabul görmesidir.

Bu davranışın algılanma biçimi ise, “mevcut belediye başkanının doğru işler yapamadığını ve işi bilmediğini” zaten yapabilse ve bilebilseydi başka aday adayların çıkması hiç mümkün olmayacaktı” şeklindedir sanırım. Eğer bu davranış biçimi olmasaydı diğer siyasi partiler aday bulma noktasında bir hayli sıkıntı çekecek ve belki de göstermelik adaylarla işi geçiştireceklerdi, diye düşünmekle birlikte görülen o ki, mevcut başkanın çalışmalarını yeterli görmeyenler hem de iktidar partisinden aday adayı oluyorlar. Bu halin yaşanmasına iktidarın il başkanlığı seviyesinde de “oy rantı” uğruna, siyaset uğruna çanak tutulmakdır.

Evet, aday olmak herkesin en demokratik hakkı olmakla birlikte bu durumun il başkanlığı düzeyinde kabul görmesi ise, her ne kadar demokratik hak gibi görülse de mevcut başkana karşı haksızlık olacağı gibi etik olmadığını düşünmekteyim. Ayrıca bu durumun rakip adayların elini bir hayli güçlendireceği de bir realitedir.

Buda gösteriyor ki bu seçimlerde partilerden ziyade kişilerin ön plana çıkacağıdır. Öyleyse partiler arasındaki güç dengesizliğini özelliklede muhalefet partiler bu açıklarını kişilere endeksli bir çalışma ile kapatacakları varsayımı ortaya çıkmaktadır. Zaten doğru olanda budur.

Bu değerlendirmelerimize Şiran çerçevesinde ele aldığımızda bu durumu en iyi değerlendirecek olan da MHP adayı Sayın Ömer Yeniçeri’dir. Ve öylede olmalıdır. Çünkü Şiran’da iktidar partisinin en güçlü rakibi ve en büyük alternatifi MHP’dir. Aslında Şiran bazında MHP alternatif olmaktan çok öte kazanabilme ölçütünü şuan % 50’lerin üzerine taşımış bir konumdadır. Dolayısıyla da Sayın Ömer Yeniçeri kazanma noktasında hiç de zorlanmayacak gibi görünmektedir. Çünkü Sayın Ömer Yeniçeri MHP Şiran İlçe teşkilatının tüm desteğini almış ve Şiran halkı ile bir bütün haline gelmiştir. Ve bu alanda emeği geçen yıllarca hizmet verenlerle birlikte halkında katılımı sağlanarak yağacağı istişareler neticesinde, Şiran’ın analizini iyi yapabilen, meselelerin çözümlenmesinde pratik zekâlı, bilgi, beceri ve ikna kabiliyeti yüksek, halkın sevdiği isimlerden oluşan bir belediye meclis üyesi listesi oluşturulmasıyla da yarışın önde tamamlanmaması için ortada hiçbir sebep kalmayacaktır.

Diye düşünmekteyim.

Ahval ve şeraitin Şiran konjektürde benim analizim böyle…..

Bu bir bayrak ve hizmet yarışıdır…. 

İlerleyen gün ve zamanlarda değişik düşüncelerle karşınızda olmaya devam edeceğiz….. 

İsa Yılmaz