• Anasayfa
  • Gümüşhane
  • Şiran
  • Kelkit
  • Torul
  • Kürtün
  • Köse
  • Video
  • Hakkımızda
  • Iletisim

Fri10312014

Last update07:56:33 AM GMT

Back Şiran

Şiran

Yeniçeri’ den Anlamlı Ziyaret

  • PDF

Şiran Belediye Başkan adayı Ömer Yeniçeri ’den ilçemizde eğitim veren okullara anlamlı ziyaret.

Milliyetçi Hareket Partisi Şiran Belediye Başkan adayı Ömer Yeniçeri Öğretmenler günü münasebeti ile ilçemizdeki Fatih Sultan Mehmet Çok Programlı Lisesi, Şehit Teğmen Tuna Kara Anadolu Lisesi, Öğretmen Lisesi, Yunus Emre Ortaokulu, Atatürk ortaokulu, Şehit Turgay Türkmen İlkokulu, Yatılı Bölge Ortaokulu, Mithat Paşa İlkokulu, İmam Hatip Ortaokulu, Ana Okulu, Gümüşhane Üniversitesi Mustafa Beyaz Meslek Yüksek Okulu ve Öğretmen evine ziyaretlerde bulunarak bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutladı.

Ziyaret esnasın da Öğretmenlere hitap eden Ömer Yeniçeri ;’’ Bugüne gelmemizde büyük emekleri olan, sınırları okul ve sınıf duvarlarıyla çizilemeyecek kadar ağır bir sorumluluk gerektiren öğretmenlik, bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülmeyecek kadar saygın ve fedakârlık gerektiren bir meslektir. Öğretmen eğitimi, öğretimi ve insanlara bir hayat boyu rehber olmayı meslek edinen kimsedir. Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi, eğitim öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesiyle mümkündür. Sembolik de olsa Öğretmenler Günü'nün olması, öğretmenlerimize her gün ve bütün ömrümüz boyunca gönül bahçemizde en güzel yeri ayırmamıza engel değildir. Öncelikle Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk ve ebediyete intikal eden tüm öğretmenlerimizi rahmet ve minnet duygularıyla anıyor, hepinizin Öğretmenler Günü'nü kutluyorum.’’  dedi.

Şiran Belediye Başkan adayı Ömer Yeniçeri, 24 Kasım öğretmenler günü dolayısıyla öğretmenlere kahve, ajanda, kalem ve çikolatadan oluşan birer set hediye etti.

Ziyareti anlamlı kılan bir diğer konu ise kutlama ziyaretini emekli Öğretmenlerle gerçekleştirmiş olmasıydı. Çalışan öğretmenlerle bir araya gelen emekli Öğretmenler son derece gururlu ve mutluydular daha önce her hangi bir programa dahil edilmemiş ve unutulmuş olan emekli Öğretmenlerimiz Ömer Yeniçeri’ ye teşekkür ederken, unutan yetkililere ise serzenişte bulunup üzüntülerini dile getirdiler. Emekli Öğretmen Mehmet Kara şehit oğlunun adının verildiği Şehit Teğmen Tuna Kara  Anadolu lisesini ziyaret esnasın da çok duygulu anlar yaşadı ve öğretmenlere tebriklerini ileterek konuşma yaptı.

Son olarak milli eğitim müdürlüğüne gerçekleştirilen ziyarette orada bulunan öğretmenlere ve memurlara da hediyeleri sunuldu.

Emekli Öğretmen Şehit Oğlunun İsminin Verildiği Okulda 24 Kasımı Kutladı

  • PDF


İlçemizde emekli öğretmen Mehmet Kara, şehit oğlunun isminin verildiği okulda 24 Kasım öğretmenler gününü kutladı.

Emekli öğretmen Mehmet Kara, 2005 yılında Hakkâri'nin Çukurca ilçesinde terör örgütü PKK mensuplarınca yola döşenen C-4 patlayıcıya çarpan askeri araçta şehit olan oğlu Şehit Teğmen Tuna Kara’nın isminin verildiği Anadolu Lisesinde görev yapan öğretmenlerin 24 Kasım öğretmenler gününü kutladı.

Emekli öğretmen Kara, 24 Kasım öğretmenler günü dolayısıyla öğretmenlere kahve, ajanda, kalem ve çikolatadan oluşan birer set hediye etti. Kutlama esnasında duygu dolu anlar yaşayan Kara, şehit olan oğlunun isminin verildiği okulun onun kalbinde ayrı bir yeri olduğuna değinerek, 24 Kasım dolayısıyla birlikte olduğu öğretmenleri görünce kendisinin de öğretmen olduğu yıllara gittiğini söyledi.

Kara, yaptığı konuşmada, “Okulumuza bu isimin verilmesi bizi çok mutlu etmiştir. Yöneticilerimize, idaricilerimize bu hususta bizler minnettarız. Biz sizlerin çalışmalarından, okulun çalışmalarından çok mutluyuz. Okul hususunda sizlere her türlü yardımı yapmaya hazırız. Şunu ifade etmek isterim ki öğretmenler günü bir günden ibaret olmamalı yılın 365 günü de bize göre öğretmenler günüdür. Maddi imkânlarınızın devlet tarafından daha iyi hale getirilmesi arzusundayız, bu yönde devletimizin de çalışmaları vardır. Sizlerden isteğimiz öğrencilerimizle ilgilenmeniz. Bunu canı gönülden istiyoruz. Öğretmenler bizleri eğiten annemiz babamızdır. Onların sabırla çalışmaları sonucu bizler Kalem tutmayı okumayı yazmayı yeni bilgiler ve beceriler kazanmayı başardık bize emek veren öğretmenlerimizin değerini hepimiz biliyoruz. Geleceğin öğretmeni, doktoru, subayı mühendisi, bilgisayarcısı, pilotu hep okullarda öğretmenler tarafından yetiştirilmektedir. Türk ulusunun geleceğinin umudu güvencesi olan çocuklarımızı gençlerimizi yetiştiren Türk öğretmenidir. Bizi eğiten öğreten bilgi ve becerileri kazandıran, kendimizi yurdumuzu dünyayı tanımamıza katkısı büyük olan öğretmenlerimizi seviyoruz. Konuşacaklarım bu kadar. Hepinize saygılar sunuyorum” dedi.

Emekli Öğretmen ve Milli Eğitim Şube Müdürü Erol Şahin, Emekli Okul Müdürü Hüsamettin Aydoğan, Emekli Şube Müdürü Nafi Tuncer, Emekli Müdür Baş Yardımcısı Muzaffer Cansız’ın da katıldığı kutlamada daha sonra ilçedeki bütün okullar dolaşılarak buralardaki öğretmenlerin de öğretmenler günleri kutlandı.

Hizmet mi çıkar mı?

  • PDF

İlçemizde hizmet sektörü alanın da yeni bir adım atıldı. Yıllar önce İlçemiz bünyesinde hizmet veren daha sonra kapatılan Halk Bankası tekrar hizmete sunuluyor.  Bankanın hizmet vereceği yer ile alakalı birkaç seçenek mevcuttu ancak seçenekler içerisinde belirlenen yer son derece çarpıcı ve dikkat çekici oldu. Söz konusu yerler arasın da Ak Parti İlçe Başkanının yeri bulunuyordu. Sürecin sonun da pekte şaşkınlık yaratmayan bir sonuçla karşılaştık. Banka, AK Parti İlçe Başkanına ait mülkü kiralayarak hizmet verecek.

Bu konu ile ilgili Halkın nabzını tuttuğumuz da Vatandaşların genelinin yorumu  ‘’ Son zamanlar da Hizmete geçen kurumlar neden hep İlçe Başkanı’nın yerlerinde ya da ona ait yerlerin yakının da konuşlandırıldı ’’ şeklinde olmuştur. Halktan aldığımız tepkiler ve yorumlara bakıldığın da Partinin sağladığı imkânların Şiran ve Halk çıkarına kullanılması yerine kendi çıkarları için kullandıklarını açıkça görmekteyiz. İcra edilmesi planlanan farklı projeler varsa şayet nerede ve kimin çıkarına olacağı, kimin cebinin dolacağı ise merak konusu…

“Şiran’ı Beraber Yöneteceğiz”

  • PDF

2014 yerel seçimleri öncesinde Milliyetçi Hareket Partisinden Şiran belediye başkanlığı için adaylık müracaatında bulunan Şiranlı İşadamı Ömer Yeniçeri’nin arkasındaki destek her geçen gün artıyor.

Şiran Belediye başkanlığı için aday olan genç işadamı Ömer Yeniçeri, 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak seçimlerde Şiran’ın kazanacağını belirtti.

Şirin ilçemizin onurlu insanlarına hizmet etme şerefine nail olmak için belediye başkanı adayı olduğunu açıklayan Yeniçeri; Öncelikle yönetimde adalet ilkesi bilinci ile “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” anlayışı ve ilkeli, dürüst siyaset, yaparak milletimizi baş tacı edeceğiz. “ Siyaset sahnesinde önemli olan birbirimizi kırmak değil, yaşadığımız coğrafyaya en iyi hizmeti getirebilmektir. Bizler Şiranlı hemşerilerimize bunun garantisini veriyoruz. Şiran ilçemiz, geniş olan ufkumuzla kabuğunu kıracak ve hak ettiği yere gelecektir.

Belediye başkanı adayı olarak inşallah 2014 Mart ayında görevi teslim alacağımız belediye hizmetkarlığı görevi ile halkımıza müreffeh ve sosyal bir ortamda yaşama fırsatı sunacağız. Hizmeti yapabilecek olana verirseniz başınız dik olur.

 Bizler kurmuş olduğumuz kadrolarımızla Şiran halkının ayağına toz olmak için samimi duygularla seçim startını verdik. Allah nasip kısmet ederse Şiranlı vatandaşlarımız bizlerin belediyecilik anlayışını ve çalışmalarımızın kendilerine sağladığı kolaylığı görecekler.  Ömer Yeniçeri olarak bizleri ve kadrolarımızı belediye görevinde görmek isteyen tüm halkımıza vermiş oldukları destekten ve gösterdikleri teveccühten ötürü teşekkür ediyorum.  Gelecekte Şiran’ı hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Şiran ilçemizin beklemeye ve üvey evlat muamelesi görmeye tahammülü kalmamıştır.

Hep birlikte ayağa kalkarak Şiran için elimizi vicdanımıza koyacağız, inşallah” diyen Ömer Yeniçeri, “Belediye Başkanlığı makamının milletin emaneti olması nedeniyle önemli bir makam olduğunu; Fakat Belediye Başkanlığı koltuğunun benim gözüm de kuru bir sandalyeden ibaret olduğunun da bilinmesini isterim” dedi.

Şiran Hükümet Konağı Yapımını Adım Adım Takip Ediyor

  • PDF

Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün,Vali Yusuf Mayda ile birlikte  İçişleri Bakanı Muammer Güler ile görüşerek   2013 yılı ek bütçesine alınmasını sağladıkları Şiran Hükümet Konağının 2014 yılı yatırım programında da gerekli ödeneği almasını sağladı.
 
Konuyla ilgili açıklama yapan Üstün;
2013 yılında genel bütçe görüşmelerinde Programa alınamayan Şiran Hükümet Konağımızın yapılabilmesi için Sayın Valimizle birlikte Sayın bakanımızla görüştük ve 2013 ek bütçesinde yapılması kararlaştırıldı. Hükümet binasının  tamamlanabilmesi için 2014 yılı yatırım programında da gerekli ödeneğin ayrılmış olduğunun müjdesini veren Milletvekili Üstün, Yapılan Yatırımların Şiranlı hemşerilerine  hayırlı hizmetlere vesile olmasını diledi.

Özcan Yeniçeri'den Basın Açıklaması

  • PDF

Özcan Yeniçeri'den Basın Açıklaması

 Basın açıklaması aşağıdaki şekilde;


            MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin 18.11.2013 Tarihinde Barzani, Erdoğan ve Diyarbakır Seyahati Konusunda Yaptığı Basın Toplantısının Metnidir

             Bölünmeyi Öcalan’la Açmak Barzani’yle Taçlandırmak

            Barzani, Şivan Perver ile birlikte Diyarbakır’a geldi. Toplu nikâh törenleri kıyıldı. Görüşmeler ve konuşmalar yapıldı. Bütün bunlar, uzun süredir İmralı’yla sürdürülen görüşmeler konusunda karşılaşılan sıkıntıların ardından gerçekleşti.

            Barzani gelmeden Türkiye kamuoyu ve medyasının hazırlanması için büyük bir kamu diplomasisi yürütülmüş bu bağlamda da Diyarbakır meydanından Atatürk’ün "Ne mutlu Türküm Diyene" sözleri sökülmüştür.

            Bu durum, AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın Barzani’yle ilişkilere verdiği önemin göstergesidir.

            Yerel seçimlerin yaklaştığı, İmralı’nın Kuzey Suriye üzerinden “stratejik” taleplerde bulunduğu bir süreçte Barzani’nin Diyarbakır’a çağrılması bu bakımdan dikkat çekicidir. Mısır ve Suriye’de devre dışı kalan, İmralı’yla ilişkileri gerginleşen AKP’nin bunu Barzani ve Maliki ekseniyle telafi etmeye çalıştığı anlaşılıyor.

            Tayyip Erdoğan’ın 21 Martta Diyarbakır’da Öcalan’la başlattığı açılımı Barzani’yle “taçlandırmaya” çalıştığı görülüyor.

Görüşme Yeri Olarak Diyarbakır’ın Seçilmesi Manidardır!

Yalçın Akdoğan’a göre Diyarbakır'da bir Türkiye şehridir, bunu başka bir yere çekmemek gerekiyor. Oysa Diyarbakır’a çok farklı bir anlam yükleyen iktidarın bizzat kendisidir.

O Diyarbakır ki, orada hükümetin gözetim ve denetimi altında “Kuzey Kürdistan” adı altında konferansı toplanmıştı.

Bebek katili Öcalan’ın Nevruz mesajı Diyarbakır’da halka okunmuştur.

Paris’te öldürülen ve Diyarbakırlı olmayan üç terörist için de Diyarbakır’da gövde gösterili tören düzenlenmişti.

Yine Recep Tayyip Erdoğan  "İnşallah BOP gerçekleşir ve Diyarbakır BOP'un parlayan yıldızı olur" diyerek Diyarbakır’a özel bir anlam yüklemiştir.

Mesut Yılmaz AB’nin yolunun “Diyarbakır’dan geçtiğini” söylemişti.

Erdoğan/Barzani buluşmasını Diyarbakır’da yapmanın bir yerlere mesaj vermek anlamına geldiği açıktır. Bu bakımdan Barzani’nin Diyarbakır’a davet edilmesi manidardır.

            Genel Af Süreci!

            Bölgeden bu görüşmeler öncesi ve sırasında yansıyan görüntüler ile ifade edilen sözler ise son derece ilginçtir.

            Nikâh töreni sırasında Barzani ve Erdoğan’ın başlarına konfeti yağmıştı. Tayyip Erdoğan önce kendi üzerine sonra da Barzani’nin üzerine dökülen konfetileri temizledi. Erdoğan’ın Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani için ziyaret sırasında söyledikleri de dikkat çekiciydi. Erdoğan “Allah'a dine İslam dininin önderine inanmış Müslüman milletinde nasıl ki doğruluk dürüstlük ve sadakat varsa bütün bu özellikler Molla Mustafa Barzani’de de vardır” dedi.

            Tayyip Erdoğan’ın baba Barzani’yle ilgili sözleri bölgede uzun yıllardır yaşananlara bakışını da özetler nitelikte olduğu için önem taşımaktadır.

Başbakan Erdoğan “Yeni süreçte Diyarbakır'ın hakem” olmasını istemesi ilginçti. Böylece Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’a süreç ile ilgili özel bir misyon ve anlam yüklemiş olmaktadır. Yine Tayyip Erdoğan "Dağdakilerin indiğini cezaevlerinin boşaldığını 76 milyonun kucaklaştığını göreceğiz" dedi ki, bunun da PKK/KCK ve bilumum bölücü unsurlar için genel af anlamına geldiği de açıktır. Bu sözler ‘rüşvet-i kelam’ türünden edilmiş sözler değilse seçim öncesi bir genel affın kapıda olduğu söylenebilir.

Atalay, Başbakan’ın bu sözlerine şöyle bir açıklama getirdi. ‘Çözüm sürecinin özü şu; terörbitecek, silahlar teslim edilecek, ondan sonra siyaset grubu gerekeni yapacak. Siyaset grubunun gerekeni yapması boyutunda eve dönüşler, siyasete katılma, cezaevlerinin durumu, daha doğrusu içerde ve dışarıdaki terörle ilgili unsurların, o insanların hayata kazandırılması, evlerine dönüşü, rehabilitasyonu her şey bunun içinde’.

Önce silahsız sınır dışına çekilmeye karşı çıkan, sonra da çekilmeyi tamamen durduran terör örgütünün silah bırakmasını, terörden vaz geçmesini ve dağdan inmesini beklemek AKP’ye has bir saflık örneği olsa gerek.

Barzani Artı Erdoğan Kürdistan

Diğer yandan Tayyip Erdoğan’ın Barzani'yi selamlarken “Kürdistan” ifadesini kullanması ciddi bir mesajdır. Beşir Atalay, "Kürdistan kelimesini kullanıp kullanmamayı tartıştık ve bugün kullanıldı" dedi ve “bugün burada hepsi kullanıldı, bütün sınırları aşıp gidiyoruz, çözüm süreci yürüyor” diye ilave etti. Bu mantığa göre “Bağımsız Birleşik Kürdistan” denilmiş olsa bölge tümüyle rahatlayacak ve çözüm süreci gerçek misyonu olan çözülmeyi tamamlamış olacaktır.

Başbakanın şimdiye kadar "Kuzey Irak Yerel Yönetimi" tabirini kullanırken
şimdi "Kürdistan'dan" söz etmesi bu bölgenin adım adım bağımsız bir devlete
dönüştürülmesi çabalarına AKP’nin de destek olabileceği, hiç değilse karşı çıkmayacağı izlenimi uyandırmıştır.

Başbakan Erdoğan’ın bölgenin “yüz yıl önce cetvelle sınırlarının çizildiği”ne işaret ederek, ortak geleceğin sınırlarla çizilemeyeceğine vurgu yapması da mevcut sınırların tanınmadığı anlamına gelmektedir. Bölgede mevcut sınırlardan birisi de Türkiye Cumhuriyeti’nindir. TC’nin Başbakanı ‘ortak gelecek sınır kabul etmez’, diyor. Barzani’nin de aynı duyguları taşıdığı biliniyor.

Barzani’nin Rüyası

Barzani daha birkaç yıl önce Türkiye’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarına düzenlediği hava saldırıları devam ederse “artık sessiz kalmayacağız” demiştir. Mesut Barzani, Türkiye’nin sorununun“PKK veya Kerkük olmadığını sadece ve sadece Kürt Halkının varlığı” olduğunu söylemiş birisidir.

AKP’nin yere göğe sığdıramadığı Barzani’nin açıkça “Eğer Türkler Kerkük’e müdahale ederlerse biz de Türkiye’nin güneydoğusuna müdahale ederek karşılık veririz. Biz de Diyarbakır’ın ve diğer kentlerin içişlerine karışırız” dediği hafızalardan silinmiş değildir. Barzani’nin PKK’yı nasıl gördüğü de şu sözleri arasında vardır: “PKK ile bir daha savaşmayacağız. Kendi ulusal kültürel haklarını isteyen bir Kürt guruba karşı silahlı eyleme kalkışmayacağız”.

Barzani de tıpkı Başbakan Erdoğan gibi Kürtlerin ortak geleceği için sınır kabul etmiyor. Bir süre önce Barzani’yle ilgili olarak şunlar ifade edilmişti. Kürdistan'ın dört parçasını kapsayan büyük Kürdistan gece gündüz onun hayallerini süslüyor. O, büyük Kürdistan'ın hesabını yapıyor. Barzani'nin rüyası Türklerin, Arapların ve Farsların kâbusudur. Barzani daha şimdiden kendi rüyasından söz ediyor ki, Türkler, Araplar ve Farslar onun rüyasına alışsınlar. Eline fırsat geçtiği ve dünya konjonktürü uygun olduğu an, o rüyasının gerçekleştirilmesini talep edecek".

Barzani, Erbil’de Türkiye’nin 21 ilini Kürdistan olarak gösteren bir haritanın önünde oturmaktadır.

Barzani, kendisine yöneltilen  "Büyük Kürdistan için, Kürdistan'ın diğer parçaları için de çalışacak mısınız?"  sorusuna "Kürt halkı tek bir millet, tek bir ulustur. Fırsat bulduğum ve gücümün yettiği her yerde, kendi milletim, ulusum ve kardeşlerim için çalışacağım” diyor.

Barzani Kürt derken de bunu dini ya da etnik temelde değerlendirmiyor.  O. Kürt halkını “tek bir millet, tek bir ulustur” diyerek birleştiriyor.

Bütün bunları yok sayarak Barzani’yle bu tür ilişki içine girmek AKP’ye özgü bir davranış biçimidir.

Barzani’nin Taçlandırdığı Süreç

Başbakan Erdoğan Barzani’yi Diyarbakır’a “çözüm sürecini taçlandırmak” için davet ettiğini söylemişti. Yalçın Akdoğan da buna paralel bir açıklama yaparak: "Mesut Barzani'nin burada özgül bir ağırlığı var. Bölgede sempati ile karşılanan bir isim, bölgede de birçok kişi tarafından iyi karşılanmaktadır”.

Barzani/Erdoğan buluşmasının –diğer faktörler bir yana- çözüm süreci için gerçekleştirildiği anlaşılıyor.

AKP’nin "çözüm” diye pazarladığı süreç, her şey bir yana, Türkiye'nin bir iç meselesidir. Böyle bir konuda Barzani'den destek istenmesi onun Türkiye'nin bir iç meselesine karışmaya davet edilmesi anlamına gelmektedir. Bölge halkına ve dünya kamuoyuna böyle bir görüntü verilmiş olmaktadır.

Barzani'nin Diyarbakır'a Peşmerge üniformasıyla gelmesi de ilginçtir. Bu kıyafet onun bağımsız bir silahlı kuvvetin komutanı olduğunun simgelemektedir.

Türkiye’nin seçim sürecine girdiği Barzani’nin de PKK/PYD ikilisiyle ilişkisinin en kötü olduğu bir zamanda bu görüşmenin gerçekleştirilmiş olması da bir başka dikkat çekici husustur. Bu şartlar altında Erdoğan/Barzani ikilisinin Diyarbakır buluşmasının çözüm denilen sürece nasıl bir katkısının olacağını önümüzdeki günler ortaya çıkacaktır.

Bu arada Barzani’nin Diyarbakır ziyareti öncesi PKK’nın Nusaybin saldırısı da dikkatle not edilmesi gereken bir gelişmedir.

AKP iktidarı her şeyi çözüm ya da barış denilen süreçle ilişkilendirildiğine göre, öncelikle bu sürecin geldiği aşamaya bir bakmak gerekir.

Bunu şu kriterlere göre değerlendirmek mümkündür.

Çözüm sürecini başladığından bu yana PKK’nın, eylem ve şiddet kapasitesi azaldı mı, arttı mı? 

Çözüm süreciyle birlikte PKK’ya katılımlar azaldı mı, arttı mı?

- Teröristlerin sınır ötesine çekilmesi hangi ölçüde gerçekleşti?

- PKK bölge halkından, Çözüm Süreci öncesinde mi, yoksa bugün mü daha fazla destek görmektedir?

Bu ve buna benzer sorulara sözüm ona çözüm adına olumlu cevap vermek mümkün değildir.

Aslında AKP Hükümeti, PKK’ya paket üstüne paket hazırlarken PKK da “merkezi komutanlık”, “profesyonel gerilla” gibi hazırlıklar yaptığını cümle aleme duyurmuştu.

Tayyip Erdoğan, hükümetine bir zamanlar alenen küfür eden Osman Baydemir’i makamında ziyaret ederken, Baydemir’in nikah törenine gelmemiş ya da gelememiş olmasını birileri anlamalıdır.

Cenazeler Gelmiyor Söylemi!

            Bugün yalnız cenazeler gelmiyor ama bölgede PKK’nın otoritesi de giderek daha fazla taban buluyor ve kökleşiyor. PKK örgüt otoritesini her alanda güçlendiriyor. PKK yalnız “asayiş birlikleri”, “paralel devlet” örgütlenmesi yapmıyor aynı zamanda haraç toplayan “mali” üniteleriyle değil her alanda bölgede sessiz ve derin bir hâkimiyet kurmaya çalışan bir örgüt haline geliyor.  PKK, Devlete “karakol yapma”korucuları dağıt, baraj yapma, şehirlerdeki kitle ayaklanmasıyla görevli yapılar olan KCK’lıları tanı diyor. Daha açıkçası PKK, devlete ‘örgüt terör yeteneğini geliştirsin buna dokunma’ diyor. AKP ise “süreç zarar görmesin” diye bölgede olan bitene ses çıkarmıyor.

            Gençler ölmüyor ama devlet otoritesi örseleniyor. PKK silahlarıyla, eğitimiyle, kamplarıyla, gümrük kapılarıyla devletleşiyor.

Bugün gelmeyen ölümlerin yarın talepler yerine getirilmeyince daha da büyümesi halinde AKP hükümetinin bu defa hangi gerekçeye sığınacağını doğrusu kamuoyu merak ediyor. AKP, PKK’yı daha büyük bir tehdit haline getirmiştir. Suriye’deki gelişmeler bunun kanıtıdır.

KCK Kongragel’in tutum belgesinde ise aslında her şeyi özetlenmiştir.

            Tutum belgesinin 6. Maddesi “çeşitli güçlerden gelebilecek saldırılar karşısında aktif savunmaya hazırlıklı olması…” gerektiğini yazıyor. Çekilmeye nasıl bir anlam yüklediklerini ise şöyle açıklıyorlar: “Kürdistan’da gerilla güçlerinin ‘Medya Savunma Alanları’na planlı ve kademeli bir şekilde geri çekilmesi…” olarak tanımlıyorlar.

            “Hükümet üzerinde siyasal baskı oluşturmak üzere halk serhildanları temelinde tüm toplumsal dinamiklerin harekete geçirilmesi…Bütün Türkiye genelinde…Yoğun bir eylem ve örgütlenme çalışması içinde olunması…”

Kaldı ki “çözüm süreci”nde AKP iktidarının muhatap aldığı terörist odaklar “çekilme durduruldu”, “süreç tıkandı”, “sürecin sırat köprüsünde”, “demokratikleşme paketi sürecin bittiğinin deklarasyonudur” şeklinde açıklamalar yapmışlardır.

Çözüm sürecinin gerçek muhatabı terör örgütüydü. Terör örgütü de çözüm/çekilme sürecinin bittiğini açıklamış bulunmaktadır. AKP bu durumu kamuoyundan saklıyor.

AKP, “çözüm süreci”nde PKK ile içine düşürdüğü çıkmazdan kurtulmak için Öcalan yerine bu defa Barzani’nin “özgül ağırlığından” yararlanmaya çalışıyor.

Tayyip Erdoğan, Barzani/Perwer üzerinden yerel seçimler için Güneydoğu’da seçim mesajı veriyor. Barzani, üzerinde “ağırlığı” olduğu aşiretlere AKP’nin desteklenmesi için işaret vermiş olmaktadır.

 Tayyip Erdoğan, AKP’ye oy devşirmek uğruna Barzani’yi bölgede daha da güçlendirecek adımlar atıyor. AKP, güçlendirilmiş Barzani’nin Türkiye’nin başına ne tür gaileler açacağının hesabını ise yapmıyor.

AKP’nin Çarpık Zihniyeti

Başbakan Erdoğan, 12 Eylül cuntasının astığı Mustafa Pehlivanoğlu adlı ülkücünün mektubunu okuyarak gözyaşı dökmüştü. Tayyip Erdoğan gelinen aşamada bu defa da Ahmet Kaya’nın yurt dışında ölmesinden söz ederek insanların acıma duygularını siyasi amaçları için sömürmektedir.

O, Ahmet Kaya ki Türkiye’den kaçarken yanında ne getirdiği sorulduğunda “Arabam şerefsizlerin ülkesinde kaldı” demişti. Paris’teki bir konserine girilen kapıya “Türkler ve köpekler giremez” tabelasını, yine Ahmet Kaya astırmıştır. Bu adam, Berlin ve Münih’te bebek katili Apo’nun posterinin altında sahneye çıkmıştır.

İşte Ahmet Kaya’nın muhtelif şarkılarından bir kaç mısra: “Kafama sıkar giderim”, “Mavzerlere sarılan ellerimi Zincirlere vur güçün yeterse”, “Dağlardan hesap sorulmaz”, “Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun”, “Tabancamı unutmuşum helada”, “Dağlarda Ölmek İsterim”, “Hastır çeker yılan bana”.

Dağ, şiddet, mavzer ve tabanca içerikli bu şarkıların terörist odaklara yakıt sağlamaktan başka hangi sanata hizmet ettiğini birilerinin açıklaması gerekmektedir.

Başbakanın öve öve bitiremediği, Cumhurbaşkanının ise ödüle layık gördüğü şahıs işte budur. Devletin birliği ve milletin bütünlüğü birilerinin siyasi geleceğine alet edilmemelidir.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Ahmet Kaya’ya ödül verilmesi konusunu, başında bulunduğu devlet ve millet adına yeniden gözden geçirmeye davet ediyorum!

AKP zihniyeti, millete hakaret eden bu şahsa övgü ve ödül vermekte de hiçbir sakınca görmemiştir.

Vatandaşa hakaret eden bir bürokrat valilik makamında tutulmakta, millete “şerefsiz” diyen şahıs en yüksek makamdan ödül almakta, hükümete alenen küfür eden belediye başkanına, makamında onur vermekte beis görmeyen bir iktidarla Türkiye karşı karşıyadır. Bu millet bu iktidara layık değildir.

Bir zamanlar demokratik açılım için ABD’li Kevin Costner’den medet umanlar şimdilerde de Şivan ya da Tatlıses gibilerden yardım beklemektedirler. Ne diyelim “denize düşen yılana sarılır”.

Bütün bunlar alenen ve kamuoyunun önünde gerçekleşmektedir. Türk Milleti, onuruna yönelik bu saldırılara herhalde gerekli karşılığı verecektir.

 

 

Şiran’da 1000 Kişiye Aşure Dağıtıldı

  • PDF

Şiran MHP Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, Muharrem ayı dolayısıyla 1000 kişiye aşure dağıttı.

Merkez cami, Tekke Cami ve Esentepe Cami önünde kurulan dağıtım noktalarının başına geçerek vatandaşlara aşure ikram eden Şiran Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, Muharrem ayının dostluk ve kardeşlik duygularının pekiştiği bir ay olduğunu söyledi.

Her yıl Muharrem ayında Cuma Namazı ardından geleneksel olarak dağıtılan aşurenin kardeşlik ve barışa hizmet etmesini istediklerini ifade eden Yeniçeri, "Muharrem ayı dolayısıyla Türk İslam geleneğinde önemli bir yer teşkil eden aşure, insanlık tarihi kadar eski bir gelenektir. Aşure gününün ruhunda kardeşliğin, birliğin, sevginin, anlayışın ve hoşgörünün anlamı saklıdır. Biz de her yıl Muharrem ayının başında, bu geleneği yaşatıp vatandaşlara aşure dağıtıyoruz. Aşure bizlerin ortak değeri. Toplumsal barışın ve kardeşliğin sağlam temellere oturması dileğiyle tüm vatandaşlarımızın Hicri yılbaşını ve Muharrem ayını kutluyorum" diye konuştu.

Cuma Namazı çıkışı Merkez Cami önünde gerçekleştirilen etkinliğe İlçe Kaymakamı Murat Özdemir,  MHP Belediye Başkan Adayı Ömer Yeniçeri, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen aşure dağıtım etkinliğinde, aşure kazanlarının önünde uzun kuyruklar oluştu.

ŞİRAN İMAM HATİP OKULLARI DERNEĞİNDEN ÖRNEK ÇALIŞMA

  • PDF

Şiran İmam Hatip Okulları Derneği çalışmalarına devam ediyor.

Yaklaşık bir yıl önce kurulan ve amacı İmam Hatip okulları öğrencilerinin maddi, manevi acıdan desteklemek olan İmam Hatip okulları derneği örnek çalışmalarıyla takdir topluyor.

Kış aylarının yaklaşması sebebiyle İmam Hatip ortaokulu öğrencilerinin tamamına ve İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin bir kısmına İmam Hatip Derneği ve Anadolu Gençlik Derneğinin ortak çalışmasıyla kışlık bot dağıtıldı.

Dernek başkanı Vedat Kılıç’tan aldığımız bilgiye göre okulların açılması ile öğrencilerimizin tamamının kırtasiye malzemelerini, kışlık botlarını ve öğrenci formalarının bir kısmını karşıladıklarını bildirdi. Kılıç; ayrıca öğrenciler için çeşitli etkinlikler düzenleyeceklerini, bu etkinliklerle öğrencilerin okullarına daha fazla adapte olacaklarını ve bizim için değeli olduklarını anlayacaklar dedi. Ayrıca derneğimizin faaliyetlerinde bizim en büyük destekçilerimiz olan İmam Hatip arkadaşlarımıza, hayırsever vatandaşlarımıza ve Anadolu Gençlik Derneğimize teşekkür ediyoruz, dedi.