Sat03282015

Last update08:40:02 AM GMT

Back Şiran

Şiran

Şiran da 23 Nisan Coşkusu

  • PDF

Şiran da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 94. yıl dönümü pazar yerin de bir dizi etkinlikle kutlandı.

Program kapsamında ilk olarak Şiran Hükümet Konağı önün de çelenk bırakma töreni gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından buradaki program sona erdi. 

Tören'e; Şiran Kaymakamı Murat Öztürk, Şiran Garnizon Komutanı Jandarma Yüzbaşı Kazım Karateke, Şiran Belediye Başkanı Yavuz Altıparmak, Cumhuriyet Savcısı Ramazan Aydoğan, İlçe Emniyet Amiri Orhan Uyar, Milli Eğitim Müdürü İsmet Yıldırım, Kamu Kurum Müdürleri ve çok sayı da vatandaş katıldı.

Törende günün anlam ve önemini ifade eden konuşmalar yapıldı.Konuşmalar da; Kurtuluş Savaşının büyük bir zaferle sona ermesiyle Türk milletinin önüne yepyeni bir sayfa açıldığı, bu uzun ve zorlu dönemin büyük önder Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde büyük zorluklar ve sıkıntılar içinde büyük fedakarlıklarla aşıldığı belirtildi.

Günün anlamıyla ilgili şiirlerin okunmasının ardından programın en renkli görüntülerini veren yöresel halk oyunları sergilendi. Okul öğrencileri, çuval yarışması, yumurta taşıma ve yoğurt yeme yarışmaların da hem zevkli anlar yaşadı hem de izleyenlere neşeli dakikalar yaşattı.

Resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin protokol üyeleri tarafından verilmesi ve halk oyunları gösterisi ile program sona erdi.

“BABA BAŞKAN”

  • PDF

Tarih boyunca beşeriyet; fertlerinin, kuvvetlerinin üstün de genel çıkar ve ihtiyaçlar bakımından bazı müesseseler meydana getirmek zorunluluğunu duymuşlardır. Büyük bir Devlet olan Osmanlılar da ise Merkezi İdare meyanın da ilk defa Fatih Sultan Mehmet tarafından, İstanbul'un fethini müteakip Mahalli İdare fikri doğmuş olup 1453' de İstanbul Kadısı namı altın da İl Belediye Başkanlığı ihdas edilmiştir.  Bu tatbikat 402 yıl devam ederek 1855 yılın da yalnız İstanbul'a mahsus olmak kaydıyla yeni bir kanuni düzenleme yapılmış ilk defa Demokratik sistemle Belediye Meclisi teşekkül ederek Başkan, üyeler arasından idarece tespit ve tayin edilmiştir.

Belediyelerin Ülke genelin de yaygınlaşması ancak 1876 yılın da kabul edilen Kanuni Esasinin 112. maddesi ile mümkün olmuştur. Bu hüküm gereğince bizim Belediyemiz de 1877 yılın da kurulmuştur. Mahalli İdarelerin toplum hayatımız da çok önemli bir yeri vardır. Belediye hizmetlerinin günlük olarak etkili bir şekil de Halka intikalinin ağlanması için uğraşan, günlük olarak sorunlara çare arayan kurumlardır Belediyeler.

Belediye Başkanı ise; Yönetim, Politika ve Hizmet eylemine çare arayan Kamu görevlileridir. Ancak bunu yaparken azami derece de titiz ve yansız hareket etmesi Belediye Başkanı tarafından kaçınılmaz bir zorunluluktur. Belediye Başkanlığı Hizmet ve şevk işidir. İnsanlar evde çocuklarına söyleyemediklerini Belediye Başkanına söyler bu bir görev olgusudur. Güven, Belde Halkının en önde gelen isteğidir. İşte bu nedenle tarafsız hareket edilmesi gerekir diyoruz. Beldede ki iş ve işlemlerin emin eller de olması istendiği için değil midir ki “ŞEHREMİNİ, ŞEHREMANETİ, ŞEHRİN EN EMİN İNSANI, ŞEHRİ EMANET İ, şehir bu insana emanet edilmiştir.” Her Belediye Başkanının bu hükme uyması Kanuni bir zorunluluk yanın da insan olmanın da bir gereğidir.

Bizim insanımızın kafasında ki Belediye Başkanı; Halk adamı olacak, yatırımcı olacak, dürüst olacak, Belediye imkanlarını sadece genel hizmetlere kullanacak, katiyen özel işler de özel şahıslara karşılıksız hizmet etmeyecek, geniş ufuklu, pratik olacak ve en önemlisi '' BABA BAŞKAN '' olacak. Ayrıca halk'ın müstahdemi ama en büyük istihdam sağlayıcısı olacaktır.

Bir diğer yönüyle Belediyeler Demokrasinin vazgeçilmez kurumlarıdır. Bir ülke de iyi bir demokrasinin, iyi bir iradenin varlığı ancak iyi bir Belediyecilik idaresiyle mümkündür. Belediye Başkanının siyasi kimliğini muhafaza ederek, farklı görüşler arasın da işbirliğini sağlayıcı bir işlevinin de bulunması gerekir. Bu nedenle Beldenin bir bütün olarak algılanıp hizmetlerin ihtiyaca göre dağıtımı esas alınmalıdır. Tüm Belde Halkını bir potanın için de eritip, Belediyecilik bilinci ihdas edilmelidir.

30 Mart yerel seçimlerinde İlimiz, İlçelerimiz ve Beldelerimizde göreve başlayan bütün Belediye Başkanlarını ve Belediye Encümenlerini tebrik eder, başarılar dilerim.

Şiran Eski Belediye Başkanı Osman KARACA

Gümüşhane Kamu Hastaneler Birliğinde Görev Değişikliği Yapıldı

  • PDF

Yeni Genel Sekreter Dr. Özgür Çelebi yeni görevine başladı. İlk ziyaretini Şiran Devlet Hastanesine yaptı. Gümüşhane Devlet Hastanesi Başhekimi  Op.Dr.Yavuz ÇAKIROĞLU ile Şiran Devlet Hastanesine gelen Genel Sekreter Sayın Çelebi' yi kapıda karşılayan  İdari Mali Müdür Aliihsan Karakuş ve Hasta Bakım  Hizmetleri Müdürü Nuray Tekçe karşıladı.  Yeni  yapılan 33 yataklı hastane hakkında bilgi alan  Genel Sekreter Sayın Çelebi  göreve başladıktan sonra ilk hastane ziyaretini şiran ilçesine yapması Şiran için büyük anlam taşımaktadır. Hastane ziyaretinden sonra  şiran Kaymakamı Sayın  Murat Özdemir ziyarette bulundu.

Sinan’lı Köyü Muhtarından Örnek Davranış

  • PDF

30 Mart  20014 tarihinde gerçekleşen yerel mahalli , il genel meclis,  ve muhtarlık seçimlerinde Şiran ilçesinde da bir ilk yaşandı. Muhtarların maaşlarının cazip hale gelmesi sonucunda köylerde muhtarlık adaylarının rekabeti yer yer Belediye seçimlerinin önüne geçti.  Türkiye'de  çeşitli bölgelerde muhtarlık seçimlerinde şiddetli çatışmalar sonucunda can kaybı yaşandı.

            Süleyman Aydöner  Şiran İlçesi Sinanlı Köyü muhtarı iken  ve köyüne çok güzel örnek çalışmalar yapmasına rağmen köyünde muhtarlık adaylığına talip olan Aysel köse ye karşı köyün bölünmemesi , kırgınlık-dargınlıklar olmaması için örnek bir davranış sergileyerek  muhtarlıktan çekildi. Aysel kösenin Muhtar olmasını sağladı. Eski Muhtar Süleyman AYDÖNER ilçede kamu kurum yöneticileri tarafından sevilen sayılan taktir edilen bir Muhtardı. Köyüne 2009 seçimlerinden göreve gelen Süleyman AYDÖNER köyün içme suyu, köy Konağı, Su Deposu, Köy içi Işıklandırması , Arazi yollarının yapılması,Mezarlıkların Düzenlenmesi gibi işleri başarıyla yapmış olan AYDÖNE 'ın bu örnek davranışı ilçe sakinleri ve diğer köyluler tarafından taktirle karşılandı.

ŞİRAN İLÇEMİZDE ÜRETİCİLERİMİZE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ KONFERANSI

  • PDF

Gümüşhane İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi işbirliği içerisinde düzenlenen "Yem Bitkileri Üretimi" konferansı Şiran İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğümüz ev sahipliğinde yapıldı.

Başta Şiran, Kelkit ve Köse İlçelerindeki üreticilere,  konunun uzmanları Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ali KASAP ve Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar KARADAĞ tarafından yem bitkileri ekilişleri, üretim teknikleri, yem bitkilerinin tanıtımı konusunda üreticiler bilgilendirildi.

Şiran Belediye Kültür Salonunda yapılan konferansa; Şiran Belediye Başkan Vekili Yavuz KAYA, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürümüz Hasan IRKIN, Şiran İlçe Tarım Müdürü Kurtuluş HALEP, Şube Müdürleri, İlçe Tarım Müdürleri, üreticiler, oda temsilcileri, üretici birlikleri ve sivil toplum kuruluşları ile İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü personeli katıldı.

Açılış konuşmasını yapan İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürümüz Hasan IRKIN " Yem bitkileri bizim için önemlidir. İlimiz iki tarım havzası içerisinde yer almaktadır. Köse, Kelkit, Şiran kısmı Yukarı Fırat Tarım havzasında, Merkez Torul Kürtün de Çoruh Tarım Havzasındadır. Yukarı Fırat Tarım Havzasında hayvancılık birincil üretim olup yem bitkisi üretimi bu havzada  hayvancılığı destekleyen en önemli unsurdur. Bu bölge hayvancılık için olmazsa olmazlardandır. İlimizde yaklaşık 170 bin hektar civarında mera yayla varlığımız 113685 hektar da toplam tarım arazisi  varlığımız bulunmaktadır. İkisini topladığımız zaman aşağı yukarı ilimizin %40'na tekabül etmektedir. Meradan elde ettiğimiz ot verimi  özellikle yağışa tabidir. İlimiz ortalama 465 milimetre civarında yıllık yağış almaktadır. Karadeniz'e bakan kısmı nispeten daha iyi yağış almaktadır. Bu mera yaylalarımız üst bölgede olduğu için sulama şansına sahip değiliz. Yani yağışın ilimiz genelinde  bize müsaade ettiği verime bir yerde razı olmak durumundayız. Geriye kalan da onları korumak ve geleceğe taşımaktır” dedi.

İl Müdürümüz IRKIN, “ İlimizde büyük baş ve küçük baş hayvan varlığı yaklaşık 58000 BBHB civarındadır. Bu hayvanların bir yıllık 263 bin ton kaba yem ihtiyacı bulunmaktadır.   Gümüşhane’nin hayvancılıkta ve organik tarımda belli bir noktaya geldiğinin altını çizen IRKIN, yem bitkileri konusunda da aynı hızı il olarak yakalamak istediklerini, çabalarımızın bu yönde olduğunu söyledi.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar KARADAĞ, yem bitkilerinin önemi, yem bitkilerinin hayvan beslemesindeki rolü, yonca yetiştiriciliği ve önemi, toprak isteği ve hazırlığı, ekim zamanı, karışık ekim, ekim metodu, ekim derinliği, ekilecek tohum miktarı, aşılama, sulama, gübreleme, yoncanın biçimi, yoncada yabancı ot mücadelesi, ot hasadı konularında doyurucu sunumları ile üreticilerimize konuyu anlatmışlardır.

Son bölümde ise Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı,  Prof. Dr. Ali KASAP tarafından yem mekanizasyonu, kaba yem ve kesif yem mekanizasyonu konularında ayrıntılı bilgi vererek, Biçme ilkeleri ve makineleri, tırmıklama ilkeleri, balyalama tekniği ve balya makineleri, silaj yem, yem dağıtma, kesif yem mekanizasyonu konularında sunum yapmıştır.

Konuşmaların ardından konferans soru-cevap kısmı ile son bulmuştur. 

Fikri Işık: Geleceğin Teknolojisinde Türkiye'de Olacak

  • PDF

Fikri Işık: Geleceğin Teknolojisinde Türkiye'de Olacak

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK'ın sadece hard diskle, kripto ile gündeme gelmemesi gerektiğini belirterek, "Geleceğin teknolojisinde Türkiye de olacak. Türkiye'nin varlığında da TÜBİTAK, önemli bir kurum olarak var olacak" dedi.

Bakanlığına bağlı birimleri aralıklarla ziyaret eden Işık, savunma sanayi alanında önemli projelere imza atan Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde (SAGE) geliştirilen silah sistemlerini yerinde inceledi. Burada yetkililerle görüşen Işık, Satha Atılan Orta Menzilli Mühimmat (SOM), Hassas Güdüm Kiti (HGK), Nüfuz Edici Bomba (NEB) ve Kanatlı Güdüm Kiti (KGK) gibi SAGE'nin geliştirdiği sistemler hakkında detaylı bilgi aldı.

İncelemelerinin ardından AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Işık, savunma sanayinde TÜBİTAK'ın çok önemli rol üstlendiğinin altını çizdi. Işık, özellikle Türkiye'ye satılmayan bir çok kritik teknolojinin burada üretildiğini ve bu ürünlerin dünyadaki muadilleri ile yarıştığını söyledi. Bu sayede Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yanı sıra dost ülkelerin bu yöndeki ihtiyaçlarının da karşılanabildiğini belirten Işık, şöyle konuştu:

"TÜBİTAK sadece hard diskle, kripto ile gündeme gelmemeli. TÜBİTAK, Türkiye'nin geleceğine yatırım yapan, Türkiye'nin geleceğinde çok önemli rol üstlenen kurumumuz. Bu kurumumuzun kesinlikle bilimsel araştırmalarıyla, yaptığı teknoloji hamleleriyle, ürettiği yazılımlarla, geliştirdiği güçlü ürünlerle gündeme gelmesini çok önemsiyoruz. Ben, emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Geleceğin teknolojisinde Türkiye de olacak. Türkiye'nin varlığında da TÜBİTAK, önemli bir kurum olarak var olacak."

- İthalle yerli arasında 3 katı fiyat varkı var

TÜBİTAK'ın ürettiği ürünler sayesinde savunma sanayinde yapılan harcamaların önemli oranda düştüğünü belirten Işık, "Bir silahı dışarıdan aldığınızda ödeyeceğiniz bedelle aynı silahı Türkiye'de ürettiğinizde ortaya çıkan bedel arasındaki fark yaklaşık 3 katına çıkıyor. Dolayısıyla hem daha az maliyetle çok daha fazla savunma gereci üretmiş oluyorsunuz hem de o ürettiğiniz ürünün kontrolü tamamen sizde oluyor. Bu açıdan TÜBİTAK SAGE'de yapılan çalışmaları çok önemsiyoruz" dedi.

Habe kaynağı:haber29.net

Şiran İmam Hatip Okulları Derneğinden Kutlu Doğum Programı Düzenledi

  • PDF

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) doğumunun 1443. Yılı münasebeti ile Şiran İmam Hatip Okulları derneğinin tertiplediği programı Şiran halkı beğeni ile izledi.

Program saygı durusu, istiklal marşı ve dernek başkanı Vedat Kılıç’ın açılış konuşması ile başlayıp Şiran İmam Hatip Ortaokulu ve İmam Hatip lisesi öğrencilerinin Şiirler, İlahiler, sine vizyon ve hadis anlatımı ile devam edip, İlçe Müftüsü Mevlüt Şahin’in kapanış konuşma ile son buldu. Fatih Sultan Mehmet çok programlı lisesiyle İmam Hatip öğrencileri arasında yapılan Kuran ve Siyer yarışmasında dereceye giren öğrencileri ödülleri verildi. Programa Şiran belediye başkanı, İlçe Müftüsü, Şube ve okul müdürleri katıldı. Son olarak dernek başkanı Kılıç programda emeği gecem herkese teşekkürlerini etti. 

Tayyip Erdoğan’ı ya da Türkiye’yi Kim Dinliyor?

  • PDF

Tayyip Erdoğan’ı ya da Türkiye’yi Kim Dinliyor?

MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin Güncel Siyasi Gelişmelerle İlgili Olarak açıklamalarda bulundu.

Almanya'da yayımlanan "Der NSA Komplex" adlı kitapta yer alan ve gizli belgelere dayandırılan iddiaya göre,NSA'in hakkında en yoğun istihbarat faaliyeti yürüttüğü ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.

NSA'in eski çalışanı Edward Snowden'ın sızdırdığı gizli belgelerin ayrıntılarına yer verilen kitapta, Türk siyasi liderlerinin iletişimlerinin, NSA'in "en yüksek ikinci grupta" yürütülen istihbarat faaliyetleri kapsamında dinlendiği ileri sürüldü.

En yüksek ikinci düzeyde yapılan dinlemeler, NSA belgelerinde "Amerikan Başkanı'nın çok yüksek istihbarat öncelikleri" olarak nitelendiriliyor. Bu istihbarat bilgileri Beyaz Saray'a sunuluyor.

Snowden'ın sızdırdığı belgeler arasında bulunan "Ulusal İstihbarat Öncelikleri Çerçevesi" adlı 9 Nisan 2013 tarihli belgeye göre, NSA yürüttüğü dinleme faaliyetlerinde 32 farklı alana yoğunlaşıyor. Bu alanlar arasında "liderlerin niyetleri", "dış politika hedefleri", "uluslararası ticaret", "ekonomik istikrar", "askeri ve sivil altyapı", "terörizm" gibi başlıklar bulunuyor.

2010 yılına ait bir NSA belgesinde, AB'nin Washington ve New York temsilciliklerinin yanı sıra Türkiye, Fransa, Yunanistan ve İtalya büyükelçilikleri de 
NSA'in istihbarat ve gizli dinleme faaliyetlerinin hedefinde bulunduğu belirtiliyor. Belgeye göre, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı, ülkedeki 28 büyükelçilik ve diplomatik temsilciliği dinliyor.

AKP hükümetinin ve Tayyip Erdoğan’ın bu vahim iddialar karşısında sessiz kalması da düşündürücüdür.

Tayyip Erdoğan özelinde Türkiye, ABD tarafından dinleniyorsa bu durum Türkiye açısından bir milli güvenlik sorunudur. İktidarın bu konunun üzerine gitmemesi, kamuoyunu tatmin edici bir biçimde aydınlatmamış olması düşündürücüdür.

Genelkurmay Eski Başkanı Işık Koşaner’in en mahrem mahalde yaptığı konuşmanın servis edilmesi, Dışişleri Bakanlığında yapılan toplantının kayıt edilerek yayınlanmasının bu dinlenmelerinin sonucu olup/olmadığı da bir muammadır. Genelkurmay GES Komutanı Tuğgeneral Münir Erten’in konuşmalarının Kuzey Irak’taki operasyonun başlamasına 2 gün kala dinlenip servis edilmesi dikkat çekicidir.

Bütün bunlar acilen izah edilmesi gereken hususlardır. AKP hükümetinin bu konuda derhal açıklama yapması gerekmektedir.

Bu arada şunu da belirtmeliyiz ki GES’in MİT’e devri ile TSK’nın kontrespiyonaj konularındaki geri kalmışlığı daha da derinleşmiştir.

Gelinen aşamada Türkiye’de ayyuka çıkmış stratejik mekanizmaları dinleyenlerin paralel yapı ya da köstebekle denilerek geçiştirilmesi doğru değildir. Yasadışı dinleme, gözleme ve görüntüleme sorunu Türkiye’deki yapılardan ibaret değildir.

Bu bağlamda Edward Snowden'ın Türk siyasi liderlerinin iletişimlerinin, NSA'in "en yüksek ikinci grupta" yürütülen istihbarat faaliyetleri kapsamında dinlendiği iddiası ciddiye alınmalıdır.

Suriye ve Sarin Gazı Meselesi

Amerikalı gazeteci Seymour M. Hersh, Kimyasal saldırın Esad değil, muhalif Nusra militanları tarafından yapıldığını, Türkiye’nin direkt olarak bu işin içinde olduğunu ve Obama yönetiminin her şeyi bildiğini söyledi.

Hersh, Türkiye’yi ağır zan altında bırakan haberin kulaktan dolma bilgilere değil, Amerikan istihbarat raporuna dayandığını iddia etti.

Hersh, 4 Nisan günü London Review of Books’ta yayınlanan haberinde, 21 Ağustos 2013’te Şam’ın doğusundaki Guta banliyösünde meydana gelen kimyasal silah saldırısının, Suriye rejimi tarafından değil, ABD’yi Suriye’ye karşı savaşa sürüklemek amacıyla Türkiye tarafından El Kaide’ye bağlı El Nusra Cephesi’ne yaptırıldığı iddia edilmişti.

Bu iddiaya mantıklı gerekçeler üretenlerin sayısı da az değildir.

AKP hükümeti Suriye’ye müdahale için defalarca çağrıda bulundu. Bunlardan bazıları şunlardır: 12 Nisan 2012’de Suriye’de seken kurşunlarla Kilis’te bir polis yaralandığında NATO müdahaleye çağrıldı. 3 Ekim 2012’de Akçakale’ye top mermisi düştüğünde, Suriyeliler 22 Haziran 2012’de bir Türk uçağının düşürdüğünde, Suriyeli göçmen sayısı 100 bini aştığında da AKP hükümeti NATO’yu müdahaleye çağırmıştı. Her defasında NATO bu çağrıya hayır cevabını vermişti.

Avam Kamarası ağustos sonunda Başbakan Cameron’a Suriye’ye müdahale izni vermeyince, Rusların kimyasal silahları denetimli yok edilmesi planını Obama kabul ediyor. Askeri müdahale yanlısı tutumunu açıkça koruyan Türkiye yalnız kalıyor.

Obama’nın Suriye’ye yönelik hava saldırısını ertelemesi, Esad güçlerinin savaşta hakim konuma geçmesi karşısında Erdoğan hükümetinin ABD’yi müdahale etmeye zorlayacak bir provokasyon düzenlediği ya da düzenlettiği iddiası var.

Bilindiği gibi Obama, 'Eğer kimyasal kullanırlarsa bu bizim kırmızı çizgimiz olur' demişti. İstihbarat kaynaklarının Hersh’e “Obama’nın kırmızı çizgisinin aşılabilmesi için Erdoğan’ın adamlarınca hazırlanan gizli bir eylem olduğunu artık biliyoruz” dediği iddia ediliyor.

 Malum kaynaklar “Erdoğan’ın sarin gazı saldırısındaki rolüne ilişkin bildiklerimizi açıklarsak sonucu felaket olur” dediğini de yazıyor.

Bütün bu iddialar ABD’li ve Türk yetkililer tarafından yalanlanıyor. Ancak bu yalanlama yeterli değildir. Bu konuda Türkiye büyük bir zan altında bırakılmış oluyor. Ayrıca bu tür bir iddianın şu sıralarda dile getirilmesi ve gündemde tutulması da üzerinde durulması gerekin ciddi bir durumdur. İktidar yetkilileri işin bu yanını sürekli ıskalıyor.

Bütün bu iddiaları yalanlayarak geçiştirmek mümkün değildir. Bu iddia sahipleriyle gerçek kanıt ve veriler kullanarak mücadele etmek gerekir. Onların iddialarını anlamsız kılacak çalışmaların derhal devreye sokulması gerekmektedir.

Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin ABD/İsrail istihbarat servisler tarafından ayrı ayrı dinlendiğini göstermektedir. Telekulak iddialarının bir de bu zaviyeden ele alınması doğru olacaktır.

Yeni Ermeni Tasarısı ve Türkiye

Ermeni 'soykırımı' iddialarının tanınması için Türkiye'ye çağrı yapılmasını öngören tasarı, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edildi. Senato Genel Kurulu'nun gündemine getirilmesi muhtemel tasarının kabul edilse bile bağlayıcı özelliği bulunmuyor. 

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını destekleyen bir karar tasarısını onayladı.

Komiteye, başkanı Robert Menendez'in sunduğu tasarı, 5'e karşı 12 senatörün oyuyla geçti.

Ermeni lobisinin güçlü destekçilerinden Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat senatör Robert Menendez ve Cumhuriyetçi Parti Illinois senatörü Mark Kirk tarafından sunulan tasarı, ABD Başkanı'na 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün akşam ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile telefonda görüştü. Davutoğlu, Ermeni soykırımı iddialarının yıldönümü olan 24 Nisan öncesi Türkiye'nin kaygılarını Kerry'ye iletti. Davutoğlu, "24 Nisan öncesi lobiler harekete geçer, rahatsız edici girişimler olabilir. Amerikan yönetiminin bizi rahatsız edecek bir tutum göstermeyeceği ümidini taşıyoruz" demiş.

AKP hükümeti ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinin Türk Milletini “soykırımcı” ilan etmeye yönelik girişimini etkisizleştirmek için elinden geleni yapmalıdır. ABD’deki Türkiye karşıtı saldırı, Türkiye’deki güncel tartışmaların gölgesi altında kalmamalıdır. Davutoğlu, konuyu telefon diplomasisinin ötesinde ele almalı ve bu yeni girişim püskürtülmelidir.

Mısır’da Darbecilerin İhvan-ı Müslim Mensupları İçin Verdiği 528 İdam!

AKP iktidarının Mısır’da meydana gelen askeri darbe sonrası takındığı tavır, Türkiye’nin Mısır hükümeti üzerindeki özgül ağırlığını sıfırlamıştır. Tayyip Erdoğan’ın retorik ve miting diplomasisi Mısır ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkileri koparmıştır. Türkiye’nin Suriye ve İsrail ile birlikte Mısır’da da büyükelçiliği yoktur. Bu bakımdan Mısır’da darbecilerin kurduğu siyasi mahkemelerde verilen 528 idam kararı konusunda Türkiye hükümetinin Mısır yönetimi üzerinde hiçbir etkisi kalmamıştır.

TBMM’deki siyasi partilerin Mısır’daki sözde mahkemenin verdiği kitlesel idam kararları konusunda takındığı ortak tutum sevindiricidir. Ancak yeterli değildir. AKP hükümeti uluslararası kuruluşlar ve ABD nezdinde bu konuda harekete geçmelidir. 2 günde 528 idam kararı veren bu mahkemenin kararının uygulanmaması için gereken her şey yapılmalıdır. Konu sessiz diplomasi boyutunun ötesinde ele alınmalıdır.

Haber Kaynağı: http://www.haber29.net